All content copyright
© Laudator - 2015

Fotoritim magazine

Merhaba Laudator, Fotoritim’e hoş geldin…

FOTORITIM : Fotoğrafı eğitim aldıktan sonar kişisel stüdyonu açman ve zaman içinde fotoğrafın çekim alanından çıkarak, tasarım alanına (kolaj ve foto montaj) kayman… Bunun öyküsünü ve tercih sebeplerini anlatır mısın?
 
LAUDATOR : Sayısal fotoğrafta ilk adımlarım 1.0 versiyonunun ön versiyonu olan Photoshop (beta) kullandığım 1991 yılına uzanır. Bu programın gelişimi müşterilerime rötuşlanmış çalışmalar önermeme imkan sağladı. Ama gerçek anlamda 2000’li yılların başında, grafik palet çalışmalarımda dana önemli bir yer aldı ve çalışmalarımda kullandığım temel alet oldu.
 
Akışı tam olarak anımsamıyorum ama öyle bir zaman geldi ki, yeni görüntüler yaratmak için fotoğraflarımı almak, kesmek, oynatmak, çevirmek ve birbiri ile karşılaştırmak ihtiyacı duydum… Haliyle ve doğal olarak da bugün stüdyomda yapmakta olduğum gibi basına, yayımcılara ve iletişimcilere yönelik bu görüntü kolajı ve fotomontaja yöneldim.

Bu alan daha çok mu yaratıcılık isteyen bir sanatsal faaliyet sence?
 
Benim bakış açıma göre, yaratıcılık her hangi bir alet edavata, artistik bir tekniğe ya da bir diğerine bağlı değildir. Ama teknik yaratıcılığa hizmet etmektedir. Fotomontaj fazlası ile ani davranış gerektiren bir sanattır. Yarattığım eserlerimde ilham bana hep bu şekilde eşlik etmektedir.
 
Genelde birbirini tanımayan karakter, nesne ve manzara fotoğraflarını – yeni bir hayat hikayesi çerçevesinde – karıştırmak için, sık sık varsayımsal kolaj düzenler ve onları bir aracı iş çerçevesinde fotomontajla ilişkilendiririm.

Gündüz Düşü (Daydream) aslında senin sanatsal yaratımın için de çok geçerli bir tabir. Hem bu projenin oluşma (yaratım, fikir) sürecini hem de buna paralel olarak fotoğraf tasarlama konusundaki düşüncelerini açıklar mısın?
 
10 yıldan fazla oluyor, basın, yayın evleri ve reklamcılar için fotomontajlar gerçekleştirdim. Bu alanlarda baskı çok önemli ve –teslimat- zamanı hep çok kısa. Yayınlanmasına müşterinin yeşil ışık yanmasına ramak kala baskı azalır. O zaman aralığı benim Daydream serimin görüntülerini gerçekleştirdiğim anlardır. Başlangıçta hiç bir yön belirlemeden, bir not defterine bir kaç kurşun kalem karalaması, baskılardan uzak, oldukça bakir bir ruh halinden kendi kendine çıkıp gelen yumuşacık görüntüler.
 
Yanımda beni hiç terk etmeyen spiralli bir defter taşırım. Bir ilham anında onun bir sayfasına kalem ile bir kaç çizgi karalamaktan, fikirleri dökebilmekten hoşlanıyorum. Bir kaç hafta sonra, defterime bir göz atıp onlarca not alınmış fikir sonrası oluşan bir kaç görüntü seçerim. Sonrasında da fotomontajın gerçekleştirilme safhası başlar. Gerekirse ki, sıkça gerekiyor, görüntünün yaratılması için tamamlayıcı fotoğraflar çekerim.
 
Çalışmalarımın gerçekleştirilmesi 3 aşamada oluyor.
 
1 ) Fikrin kabaca tasarlanması, spiral deftere işlenmesi, bir kaç gün ya da hafta sonra tarafımca seçilmesi.
 
2) Fotomontajımı oluşturacak bir/pek çok farklı öğelerin birleştirilmesi, genelde ve çoğunlukla fotoğraf çekimi ile desteklenmesi. Bunun için taradığım başka materyeller ve/veya kendi görüntü bankamdan kullandığım fotoğraflarım da oluyor.
 
3) Bir fotoğraf işleme programı yardımıyla fotomontajın sayısal olarak gerçekleştirilmesi. Zaman zaman dergilerdeki fotoğrafları da kesip birleştirdiğim sonrasında da bunu tarayarak sayısal olarak devam edip tamamladığım fotomontajlar oluyor.

Bu proje üzerinde ne kadar süredir çalışıyorsun ve şu an kaç parça eseri tamamladın?
 
Daydream serisinde tamamlanmış 30’dan fazla çalışma var. 15 tane kadar da farklı evrelerde bekleyen çalışma var. Bu seri üzerine 2009 yılında sadece 3 ay, 2011 yılında da sadece 2 ay çalışabildim.
 
Yine bu projen Galerie Théo de Seine, Galerie Sobre Papel ve Galerie Comme Une Ile gibi yerlerde sergilendi. Hem bu sergiler ve ziyaretçilerin tepkileri hem de önümüzdeki dönem yine sergilemeler üzerine planlarını aktarır mısın?
 
Kasım 2011 de, Paris Fotoğraf Festivali kapsamında, Théo de Seine Galerisi’nde Daydream serimin fotomontajları tanıtıldı ve sergilendi. Her kesimden ziyaretçisi oldu. Saint-Germain-des-Prés mahallesi galerileri oldukça meşhurdur ve gerek lokal amatör sanatçılarca gerek ise turistler tarafından sıkça ziyaret edilir.
 
Fotoğraf Festivalini izlemeye gelenlerin bazıları benim fotomontaj çalışmalarımın fotoğraftan çok bir resme benzemesi karşısında şaşkınlıklarını gizlemediler. Sergi hatırı sayılır bir ilgi gördü.
 
2012 başında Daydream Sobre Papel ve Comme une Ile galerinde karma sergilere eşlik etti.

Paris, sanatçılar için günümüzde nasıl bir şehir? Günümüz sanatına (çağdaş sanat) baktığın zaman oradan izlenim ve düşüncelerin nelerdir?
 
Çağdaş sanat hem her yerde hem hiç bir yerde, şimdilik burada ve sınır dışı, Artistin nerde yaşadığı, nerde çalıştığı, eserini nerde gerçekleştirdiği çok önemli değil. Bu bana 21. yüzyılın bir özelliği gibi görünüyor. Tarihi, artistik geçmişi, müzeleri ile Paris, planetimizdeki birçok şehir gibi artistler için ilginçliğini koruyacaktır.
 
Düşünce ile hayali, katmanlar ve montajlar vasıtası ile gözle görülür hale getirmek… Daydream ile yaratmak, aktarmak istediğin düşünce ve amaçlar nelerdir?
 
Daydream ile sadece hayal dünyamızda bulduğumuz tükenmek bilmeyen görüntü yaratma ve birleştirme özgürlüğüne tercüman olmaktı. Rüyalar ruhumuzun aynası gibi, onları görünür kılmayı denedim.

Ve seriden seçtiğim, üzerinde konuşmak istediğim bir eser: Strange Day – Garip Bir Gün. Her ne kadar ismi Garip Bir Gün olsa da, bende yansıması aklımda oluşan şu cümle şeklinde oldu; “Barış ve özgürlük konusunda, gelecek kuşaklar için halen umudumuz var”… Bu eserin üzerinden, sendeki etkileri, oluşumu ve yaratımı konusunda düşüncelerini paylaşırsan çok sevinirim… Ve çok teşekkür ederim…
 
Bu fotoğrafın adı ‘Garip Bir Gün’ 031-365
 
Rakamlar fotoğrafın yaratıldığı günü belirtiyor. Senenin 31. günü.
 
Daydream serisinde, çocuk kullanımım çok fazla, benim için içimizdeki çocuğun ifadesi, bizi hiç bir zaman gerçek anlamda terk etmeyen içimizdeki çocuk…
 
‘Garip Bir Gün’ 031-365 de; çocuğun, dağları yerinden oynatabilecek ışık ile karşılaşması, her birimizin yaşamındaki ufak tefek mucizeleri gibi.
 
Öyle sanıyorum ki bir görüntüyü herkes nevi şahsına münhasır algılıyor ve ben sizin bu fotomontajıma gelecek jenerasyonlar için Barış, Özgürlük ve Umut üçgeninde bakış açınızı çok sevdim.
 
Çalışmalarıma gösterdiğiniz ilgiye ve hazırlamış olduğunuz bu röportaj sorularına çok teşekkür ederim.

Röportaj (interview by) : Levent YILDIZ
Çeviri (translated by) : Faika Berat PEHLİVA

« Fotoritim magazine »
Interview et portfolio Daydream/Laudator – 2012

Fotoritim est un e-magazine photographique Turc